İman ve İtikad

İman ve İtikâd bilgilerine ulaşabileceğiniz bölüm

Şeytan Varmıdır?

1-) Soguklugun ve karanligin, aslinda sicaklik ve isik reaksiyonlarini olusturan fotonlarin (bu ismi yine Einstein vermistir) degerlerinin azaldigi veya hic olmadigi ortam oldugu dogrudur.. Ancak, bu mevzuyu Allah (c.c.) in varligiyla kiyaslama cok vahim bi durum olur...

2-) Zira Allah (c.c.), gerek bugunki temiz akil sahibi olan bilim adamlarinin ve gerek te edebiyatcilarin kabul ettigi, kesinliginden ve dogrulugundan asla suphe duyulmayan Kuran i Azimussanda ve dahi Rasûlullahin da (a.s.m.) bizlere bildirdigi gibi, TUM yaratilmislarin yegane yaraticisidir...

3-) Bir an olsun mantikli, onyargisiz dusunuldugunde, zaten ruhumuzda da gizli olan bir bilgiyle de tasdik edilen Allah-u Teâlânin varligi ve birliginde suphe yoktur... Allah u Teâlâ Hazretlerinin varligini ve Kuran i kabul eden mumin bu yaratisi sinamaz bile...

Elfaz-ı Küfr 2

1- Allahin varliği hakkinda insanda meydana gelecek en ufak bir süphe ve tereddüt.
2- Allahin cisim olduGunu düsünmek ve hayalinde canlandirmak.
3- Cenab'i Hakkin sifatlarindan herhangi birini insanlarin sifatlarina benzetmek. (Mesela Cenabi Hakk'a dil ve ağiz gibi mahlukatin hassalarindan olan azalar hayal etmek)
4- Allah'i bir seye hulûl etmis olarak kabul etmek.
5- Cenab'i Hakka analik, babalik veya oGulluk isnad etmek. Hasa "Allah Baba" demek veya "Her seyi yaratan Allah ama Allah'i yaratan kim" (!) gibi sözler söylemek veya bunlari kalbinden geçirmek. (Cenabi Hak Yaratan varliktir. Yaratilan varlik değildir)

Elfazı Küfür (küfre sebep sözler)

KÜFÜR : Küfür lügatte "örtmek" veya "nîmeti inkar etmek" anlamlarına
gelir. Istılahta ise iman etmemek yani İslâm inanç esaslarına inanmama
halidir.

İslâm inanç esaslarını cahillik sebebi ile bilmemek "cehlî küfür" olarak
nitelendirilir. Küfrün en yaygın olarak görüldüğü, İslâm'ı inkardan dolayı
imân etmemeye ise "inâdî veya inkârî küfür" denir.

Küfrün önemli bir diğer çeşidi daha vardır. Bu küfürde, kişi bir söz veya
eylemde bulunmuştur. Farkında olmadan ortaya koyduğu hareket halk
arasında yaygın olarak kullanılmakta da olabilir. Aslında bu şahıs

Allah (c.c.) Vardir...

Her insan, kâinattaki bu muazzam ve mükemmel varlıklara bakarak, bunların büyük bir yaratıcısı olduğuna aklen hükmedebilir. Bir bilginin kesinlik kazanması için o konuda ispat edici deliller aranır. Allah'ın varlığı hakkında da bilgimizin kesinlik kazanması için birçok deliller vardır. Bu deliller, aklî ve naklî deliller olmak üzere iki grupta toplanabilir...

A) Aklî deliller

1-Hudûs (sonradan varolma) delilleriyle Allah'ın varlığını ispat.
Bu âlem, yok iken sonradan var olmuştur. O halde, başlangıcı olmayan bir var ediciye muhtaçtır. Varlığı ve yokluğu kendinden olmayan bu âlemin, varlığını yokluğuna tercih eden bir mucide ihtiyacı vardır. O mucidin de varlığının kendinden olması; Vâcibu'l-vücud olması gerekir. Bir başka yaratıcıya muhtaç olmadan varlığı kendinden olan tek varlık ise Allah Teâlâ'dır. bu halde bu âlem vâcibu'l vücud olan bir yaratıcıya muhtaçtır. Bu delîli de iki maddede inceleyebiliriz:

ALLAH a (c.c.) İman

İman nedir ?
İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasaklara inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.
İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve beğenmektir.

Amentü şöyledir:
Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba'sü ba'del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.

[Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]

Nemelazimcilik!?

Eûzü Billâhi mine'ş-Şeytâni'r-Racîm
Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! ALLÂH’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer Sûresi, 53)

ALLÂH’ın rahmetine en büyük vesîle dünyâdır.
“Biz semaya ve arza nice nice âyetler indirdik” hükm-i ilâhîsini iyi anla, okumaya çalış.
Yoksa enaniyet ve bencillikten kurtulamadığın gibi kardeşlik, hoşgörü kelime oyunlarından öteye götüremezsin, hakiykattede gülünç olursun!.

Kimyâ-i Saâdet - İmam Gazâli

Kimyâ-i Saâdet - İmam Gazâli

BİRİNCİ UNVAN

KENDİ NEFSİNİ BİLMEK

[Bu unvanda on sekiz fasıl vardır]

Bil ki, Allahü Teâlâ'yı tanımanın anahtarı, kişinin kendini tanıyıp bilmesidir. Bu yüzdendir ki, şöyle buyurulmuştur: «Nefsini (kendi hakikatini) bilip tanıyan, rabbini tanır.» Bu mevzuda Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: «Pek yakında onlara dışlarında ve kendi nefislerinde âyetlerimizi (kudretimizin ve varlığımızın belgelerini) göstereceğiz. Ta ki, (Peygamberin söylediğinin) hak olduğunu anlasınlar.» (1)
Hulâsa, sana senden yakın hiçbir şey yoktur. Kendini bilmezsen, başkasını nasıl bilirsin? Kendimi biliyorum, tanıyorum diyorsan yanılıyorsun! Zira böyle bilmek, Hakkı tanımanın anahtarı olamaz. Hayvanlar da kendilerinden bu kadar bilir. Sen kendinden başın, yüzün, elin, ayağın, etin ve derinden fazla bir şey bilmiyorsun. Bâtından ise bildiğin, acıktığın zaman yemen, kızdığın zaman bir kimseye saldırman, şehvetin galebe çaldığı zaman hanımına yaklaşmandan fazla bir şey değildir. Bu hususlarda, bütün hayvanlar seninle aynıdır. O hâlde senin, hakikatini araman lâzımdır. Sen nesin, nereden gelmişsin, nereye gideceksin, bu dünyaya ne yapmak için geldin, seni niçin yarattılar, saadetin nedir, nededir; şakiliğin [şaki: bedbaht], ziyanın nedir, nededir?

Sayfalar