Vecizeler

Hapishanede kılınan namaz

Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur'a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar. Vâli dedi ki:
- Hepsini hapsedin!
Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:

Altiyüz Dirhemlik ip

Altiyüz Dirhemlik ip

"BaGdat. Dul bir kadin. Alti öksüz çocuGu ve bir de ihtiyar ana. Kadin geçimi saGlamak üzere, hafta boyu el emeGi verir, göz nuru döker iplik eGirir, pazara çikar ve anasi ile çocuklarinin rizkini temin etmeye çalisirdi.
Vakti tamam olunca bu dul kadin vefat eder...

Mü'min tevazu sahibi olmalıdır !!!

Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır.
Nedense sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış
olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak
ister. O zamanlar dergâhlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.
Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal Değildir
diye bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana'ya
anlatır...

Havada Kalan Çocuk

Hocasinin emri üzerine Mevlânâ ilim tahsîli için Sam'a giderken, Nusaybin'de hiristiyan papazlarinin toplantisina rastladi. Papazlar sihir yapip âdet disi bâzi seyler gösteriyorlardi. Mevlânâ'yi görünce, bir oglani havaya uçuruverdiler. Mevlânâ bu ise ilgi göstermeyip murâkabeye, Allahü teâlâyi düsünüp kalbini uyanik bulundurarak, gâfil olmama hâlini muhâfazaya vardi. Oglan, havada oldugu yerde kaldi ve...

Ölüm öyle bir şeydir ki...

Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek:
-izin ver yâ Resulallah, ölümümü temenni edeyim.
Peygamber efendimiz:
-Ölüm öyle bir seydir ki onun için hazirlikli ol! Yol uzun, azik ister.
Ölümü temenni edenin on hediye hazirlamasi lazim.
O kimse sordu:
-Hediyeler kime yâ Resulallah?

Peygamber efendimiz buyurdu:
1- Azrail'in hediyesi.
2- Kabrin hediyesi
3- Münker ve Nekir'in hediyesi.
4- Mizanın hediyesi.
5- Sırat köprüsünün hediyesi
6- Malik'in hediyesi.
7- Ridvan'in hediyesi.
8- Rûhun hediyesi.
9- Peygamberinin hediyesi.
10- Rabbinin hediyesi.

- Bu hediyeler nelerdir, ya Resulallah?

Azrâil'in hediyeleri dörttür:
1- İyi huylu olmak.

Gurur ve İlâhi Adalet

Suriye'de Gassani Devleti'nin hükümdarı Cebele, Hz. Ömer zamanında Medine'ye gelip müslüman oldu. Hacc için ihrama girdi. Tavaf esnasında bir bedevi onun ipekli ihramına bastı. Cebele, hiddetinden bedevinin yüzüne bir tokat attı. Bedevi de Hz. Ömer'e gidip Cebele'yi şikayet etti. Hz. Ömer (ra) Cebele'ye:
"Ya hasmına diyet vererek onu razı et! Veya, o da senin yüzüne aynı şekilde vurarak hakkını alsın!" dedi. Cebele:
"Ben hükümdarım, o ise sıradan bir bedevidir." dedi.

Hz. Ömer (ra):
"İslam'da bunun yeri yoktur. İlahi adalet karşısında her ikiniz de eşitsiniz!" dedi.
Bu sefer Cebele:
"Öyle ise bu akşam düşüneyim!" dedi.
Cebele, bedeviye bir kaç kuruş diyet verip razı etmeyi gururuna yediremedi. O gece yanındakilerle birlikte kaçtı. Bizans'a sığındı ve irtidat etti (dinden çıktı). Bir müddet sonra ise öldü. Gururu, kendisini İslam'ın nurlu yolundan uzaklaştırdı. Hayvani bir hayatın nefsani arzularına aldandı ve böylece ebedi olarak cehenneme mahkum oldu.

TEMEL TASLAR

Business School'da (Northwestern
Üniversitesi) Idaresi mastir ögrencileri ile ZamanYönetimi dersi
profesörü arasinda geçer. Profesör sinifa girip karsisinda duran dünyanin
en seçilmis ögrencilerine kisa bir süre baktiktan sonra, "Bu gün Zaman
Yönetimi konusunda deneyle karisik bir sinav yapacagiz dedi. Kürsüye
yürüdü, kürsünün altindan kocaman bir kavanoz çikartti. Arkadan, kürsünün
altindan bir düzine yumruk büyüklügünde tas aldi ve taslari büyük bir
dikkatle kavanozun içine yerlestirmeye basladi. Kavanozun daha baska tas
almayacagina emin olduktan sonra ögrencilerine döndü ve " Bu kavanoz doldu

SOZ NICIN TESIR ETMEZ

Hamdun-i Kassar'a sordular:"eski buyuklerin sozleri,bizim sozlerimizden daha mi tesirliydi.Bunun hikmeti nedir?"
Cevaben buyurdu ki:"Onlar,Allahu Teala'nin rizasi,islamiyet'in izzeti,yukselmesi ve nefslerinden kurtulmalari icin konusurlardi.Biz ise nefsimiz icin,dunyalik ele gecirmek ve insanlar tarafindan kabul gormek icin konusuyoruz.Boyle olunca elbet sozlerimiz kimseye tesir etmez.
"tevekkul nedir?"diye sorulunca cevaben buyurdu ki:on bin dinar paran olsabir dinar da borcun olsabu borcun uzerinde kalmasindan olmeden once emin olmamaktir.Ayni sekilde on bin dinar borcun olsa,bunu odeyecek

Gecenin Okları

Bismillahirrahmanirrahim

Bir ayet-i kerimede "Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var" buyrularak, dua ile değer kazandığımıza işaret edilmektedir.
Resul-i Ekrem Efendimiz:
"Dua ibadetin özüdür" buyururken, bir başka hadisde "Dua mü'minin sılahıdır." Buyuruyor.
"Evet, dua, feryad eden bir gönülde yapıldığı taktirde, geri çevrilmez."

İbn-i Kayyım-ı Cevzi, dua, mü'minin silahı olduğunu şöyle anlatıyor:
Hükümdarlardan biri hergece çalgıcılarını toplar, oyuncularını sahneye sürer sabahlara kadar eylenirmiş. Bu eylenceden doğan gürültü bitişikteki dindar, müttaki kimseleri rahatsız edip uyutmaz, ibadetlerine de engel olurmuş.

DUNYANIN HALİ

Cerir'in rivayet ettiğine göre Leys der ki:
" Adamın bir Hz. İsa'ya arkadaş olur, ona "Senin yanında sana yoldaş olabilirmiyim" diye teklif eder. Teklifinin kabul edilmesi üzerine yola koyulurlar, bir nehrin kenarına varınca yemek molası için otururlar, yanlarında üç çörek vardır. İkisini yerler, birisi kalır, bu arada Hz. İsa nehre varıp su içmek üzere kalkar, su içip dönünce üçüncü çöreği bulamaz. Adama "Çöreği kim aldı" diye sorar, adam bilmiyorum diye cevap verir.
Yemekten sonra arkadaşı ile birlikte yola koyulur. Yolda iki yavrulu bir geyik görürler. Hz. İsa yavrulardan birini çağırır, yavru Hz.İsa'nın daveti üzerine yanına gelince onu keser, etinin bir kısmını kızartarak yerler.